Mal Rejiminde Zamanaşımı

Şahin hukuk blog

Av.Hüseyin Şahin

I.GİRİŞ

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu evlilikte eşler arasında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini benimsemiştir. Bunun yanında kanunumuz evlilikte tek tip bir mal rejimi belirlemek yerine, eşlere, yine kanunda düzenlenmiş diğer mal rejimlerinden birini seçme imkânını da tanımıştır.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde, mal rejiminin herhangi bir sebeple sona ermesi üzerine, eşlerden her biri diğerinden kendisine katılma alacağı ödemesini talep edebilmektedir. Her alacak gibi, katılma alacağının da herhangi bir süreye tabi olmaksızın ileri sürülebilmesi mümkün değildir. Bir diğer ifadeyle, katılma alacağı da, diğer alacaklar gibi zamanaşımına tabiidir. Bununla birlikte, edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesinde eşlerin katılma alacağının tabii olacağı zamanaşımı süresine ilişkin olarak Medeni Kanun’da özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durum uygulamada Yargıtay’ın farklı yönde kararlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.[1]

II.                KATILMA ALACAĞININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Artık değere katılma alacağının kaynağı aile hukuku olup, bu alacak kanundan doğan bir alacak hakkıdır. Borçların kapsamı açısından değerlendirildiğinde ise kanundan doğan bir borçtur. Bu nedenle 4721 sayılı MK. m. 5 gereği, 6098 sayılı BK. genel hükümleri (m.1-204 ) bu alacak için de uygulanabilir.[2] Bu alacak muaccel olduktan (tasfiyeden) sonra devredilebilir, rehnedilebilir. Alacağın para olarak ödenmesi asıldır. Ancak 4721 s. MK. 239/1 gereği borçlu borcunu ayın olarak ödeyebilir.

Katılma alacağının muaccel olması anının tespiti için tanımını yapmak gerekirse; ‘Kaynağı edinilmiş mallara katılma rejimi, doğumu ise bu mal rejiminin tasfiyesi sonucu ortaya çıkacak artık değere bağlı olan, mal rejimi hukukuna ilişkin bir nisbi hak’ olarak nitelendirebiliriz. [3]

Mal rejiminin sona ermesinden önce bir katılma alacağı hakkı doğmaz. Bu nedenle katılma alacağı, en erken mal rejiminin sona ermesi ile talep edilebilir hale gelir.[4] Bu durumdan önce her eşin bir katılma alacağı beklenen hakkı söz konusudur. 4721 sayılı MK. m. 206 ve m. 229 hükümleri, yasal mal rejimi kapsamında bu beklenen hakkı koruyucu düzenlemeler olarak kabul edilmektedir.

Ancak, daha mal rejimi sona ermeden önce söz konusu bu beklenen hakkın üçüncü kişilere devredilip devredilemeyeceği tartışmalıdır. Kural olarak, katılma alacağı belirlenmeden önce böyle bir devrin mümkün olmayacağı ileri sürülmektedir.

Burada esas alınan görüş ve varılan sonuç, henüz mal rejimi sona ermeden yapılacak olan katılma alacağının devri ya da rehnedilmesine ilişkin sözleşmeler geçersiz olacak ve alacaklı buna dayanarak diğer eşi takip edemeyecektir.

Bu beklenen hakkın, henüz mal rejimi sona ermeden önce devri ya da rehni mümkün görülmemekle birlikte, bu beklenen hakkın ölüme bağlı bir tasarruf konusu olabileceği kabul edilmektedir.

Uygulamada, mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı talebi çoğunlukla boşanma davası ile birlikte ve boşanma dilekçesi içinde yer almaktadır. Ayrıca uygulamada, öğretide ileri sürülen tasfiyeye ilişkin ‘yenilik doğuran dava’ şeklinde değil, bir alacak davası olarak açılmakta ve yargılama buna göre devam etmektedir. Buna karşılık, tasfiye davası adı altında bir ‘yenilik doğuran dava’ şeklinde değil sadece tasfiye talep edildiğinde, bu bir eda davası olmaz ve alacağa hükmedilmez.

4721 sayılı MK. m. 225 gereği, boşanma davasında, boşanma kararının kesinleşmesi sonucu, mal rejimi de dava tarihinden itibaren sona ermiş sayılacaktır.

III.             ARTIK DEĞERE KATILMA ALACAĞININ MUACCEL OLMASI

Artık değere katılma alacağı en erken mal rejiminin tasfiyesinin sona ermesi ile birlikte muaccel olur. Ancak, tasfiye eşlerin ya da bir eş ile diğer eşin mirasçılarının anlaşması ile sonuçlanmış ise, bu durumda muacceliyet tarihi, bu anlaşmanın yapıldığı tarihtir.

IV.             KATILMA ALACAĞINDA ZAMANAŞIMI SORUNU

A.                Borçlar Kanunu (818 BK. m.125, 6098 s. BK. m.146)  Gereğince 10 Yıllık Sürenin Uygulanacağı Yönündeki Görüşler.

 

İsviçre öğretisinde, hem tasfiyeyi, hem de katılma alacağını talep hakkının, BK. kapsamında bir alacak hakkı olduğundan yola çıkarsak, zamanaşımının da 6098 sayılı BK. m.146 (818 s.BK. m.125) (İsv. BK. m.127 ) gereği 10 yıl olduğu kabul edilmektedir.[5]

Türk –İsviçre Medeni Kanunlarında bu konuda özel bir hükme yer verilmemiştir. Bu yüzden öncelikle zamanaşımı süresinin ne olacağının aydınlığa kavuşturulması gerekir.

  1. Öncelikle katılma alacağının, mal rejiminin sona ermesi ile gündeme gelebileceğini, mal rejimi sona ermediği sürece zamanaşımının gündeme gelmeyeceğini vurgulamak gerekmektedir.

Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erme sebepleri 4721 sayılı MK. m. 225 hükmünde sayılmıştır. Bu hükme göre ‘mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.’ Mal rejiminin sona ermesi ölüm ya da eşlerin başka mal rejimini kabul etmeleri halinde; bu mal rejimi ölüm halinde, ölüm anından itibaren, eşlerin başka mal rejimini kabul etmeleri halinde, buna ilişkin sözleşmenin akdedildiği tarihten itibaren rejim son bulur. Hüküm metninde düzenlendiği şekilde görüleceği üzere rejimin evliliğin iptali veya boşanma ile son bulması; mal ayrılığına geçilmesi kararına dayandığı hallerde bunlara ilişkin davanın açıldığı tarihten itibaren rejim son bulmaktadır. Burada asıl hükme dayanak olan husus edinilmiş mallara katılma rejiminde hangi malların edinilmiş mal, hangi malların kişisel mal olduğunun belirlenmesinde iptal veya boşanma davasının açılma tarihini esas almıştır. Yasanın burada ifade ettiği husustan boşanma veya iptal davasının açıldığı anda son bulduğu sonucuna varılmamalıdır. Bu tarihten itibaren malların hangi kategoriye girdiği belirlemesi yapılmaktadır. Yoksa tasfiye boşanma veya iptal kararının kesinleşmesinden itibaren başlayacaktır. Yargıtay bir kararında[6] boşanma davasının reddi halinde tasfiyenin ve katılma alacağı talebine ilişkin davanın açılmasının uygun olmayacağı yönünde görüş bildirmiştir.[7]

 

Mal rejimini sona erdiren yaygın sebeplerden biri de boşanma halinde, tarafların katılma alacağı ile ilgili olarak boşanma davasıyla birlikte ya da ondan ayrı olarak katılma alacağına dair dava açtıklarında, açılan bu dava boşanma davasının fer’i niteliğinde olan bir dava olmadığından boşanma davası kararı kesinleşmedikçe mal tasfiyesi mümkün olmadığından onunla birlikte hüküm ve sonuçlarını doğurması mümkün olmayacaktır.[8] Ancak katılma alacağı talebinin tek sebebi boşanma kararına bağlanmayıp ölüm, evliliğin iptali veya başka mal rejimini seçme durumları da tasfiyeye sebep oluşturduğundan katılma alacağının boşanma davasının fer’i niteliğinde olmadığı görüşünü pekiştirmektedir.[9]

 

  1. Katılma alacağı ile ilgili yasada bir hükme yer verilmemesine karşın, boşanma sebebiyle evliliğin sona ermesinden doğan talep hakları için yasa özel hükme yer vermiştir. 4721 sayılı MK.m.178 hükmüne göre ‘Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.Maddenin açık lafzından da anlaşılacağı üzere bu hüküm evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan fer’i haklara ilişkin olarak zamanaşımı süresini tayin etmiştir. Boşanmanın fer’i niteliğindeki talepler aynı yasanın (MK) 174. ve 175. maddelerinde belirtilmiştir. Ayrıca hükümlerin düzenlenme şekline ve düzenlenen hükümlerin başlığında ‘ Boşanmada tazminat ve nafaka’ ifadesinin yer alması 4721 Sayılı MK.m.178’deki düzenlemenin bu hükümleri kastettiğinin açık kanıtı olarak değerlendirmek mümkündür.[10]
  2. 4721 sayılı MK.m.178 hükmünün gerek düzenleme yeri gerekse lafzı açıkça buradaki zamanaşımı süresinin boşanmanın fer’i niteliğindeki eşlerin tazminat ve yoksulluk nafakası ile ilgili olduğu düzenlenmiş olup Yargıtay bazı kararlarında bu sürenin edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacaklar için de geçerli olduğuna karar vermiştir.[11]
  3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin dipnota eklediğimiz kararına katılmak mümkün değildir. Çünkü hükmün başlığı, düzenlenme şekli ve lafzı açıkça ifade etmekle burada düzenlenen zamanaşımı süresinin edinilmiş mallarda katılma alacağına ilişkin taleplerde uygulanması mümkün olmayacaktır.[12]

Bu görüşler çerçevesinde, zaman aşımının başlangıcı ise; tasfiye talebi için mal rejiminin sona erme anından, katılma alacağı için ise tasfiyenin sona erme anından başlar. Ancak eşlerin başka mal rejimine geçmesi ya da mal ayrılığına geçmesi sebebiyle mal rejimi işlemeyeceğinden 6098 sayılı BK. m.153 (818 s. BK. m.132/b. 3), evliliğin sona ermesiyle birlikte zaman aşımı işlemeye başlayacaktır.

Türk Hukuku’nda da baskın görüş İsviçre’deki görüş ve uygulama ile aynıdır.[13] Öğretide bu konuda görüş bildirenler Zeytin, Sarı[14], Şıpka[15], Öztan[16], Gümüş[17], Tutumlu, Doğan[18], Şeker, Gençcan[19], Erdem[20], Bilgen[21], Özuğur[22], Kılıçoğlu[23] ayrı bir düzenleme bulunmadığı ve ayrı bir alacak hakkı niteliğinde olduğundan 6098 sayılı BK. m.146 (818 s. BK. m.125) gereği, tasfiyenin sona ermesinden itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiği kanaatindedirler.

Edinilmiş Mallara katılma rejiminde katılma alacağı ile ilgili olarak zamanaşımı hakkında Türk Medeni Kanunu’nda her hangi bir düzenleme yapılmamış olup bu konuda kanun boşluğu bulunmaktadır.[24]

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi katılma alacağı ve değer artış payı ile ilgili alacakları, katılma ve değer artış payı alacağının öğrenildiği tarihten itibaren ve nihayet mal rejiminin sona erdiği tarihten başlayarak 10 yıl olarak kabul edilmektedir.[25]

Doktrinde oluşan görüşlere göre, 4721 s.MK. m. 178’de düzenlenen evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar hükmüne paralel olarak, katılma alacağı ile ilgili zamanaşımının da mal rejiminin sona ermesi ve katılma alacağının varlığının öğrenilmesi tarihinden itibaren başlayarak 1 yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak 10 yıl içinde açılması gerektiği düşünülmektedir.

Diğer bir görüş ve Yargıtay kararları ile oluşan uygulamaya göre ise; Tasfiye ve değer artış payı ile ilgili davalarda dava açma ile ilgili zamanaşımı süresi, mal rejiminin türüne bakılmaksızın ve yasal rejimi, seçimlik mal rejimi ayrımı yapılmaksızın 10 yıldır. Bu süre mal rejiminin sona ermesi tarihinden başlar.[26]

Her ne kadar Yargıtay emsal alınan kararında boşanma kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren esas alınan 1 yıllık sürenin esas alınmasında yasal dayanak olmadığı gibi doktrinde de görüş birliği yoktur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 17.04.2013 tarih ve E.2013/8-375 sayılı kararı ile 818 sayılı eski BK.m.125, 6098 sayılı yeni BK.m.146 maddesine uygun mal rejiminden doğan artık değer ve değer artış payı alacak davalarının da on yıllık zamanaşımı süresine tabi olacağını kabul etmiştir. O halde, mal rejiminin boşanma veya evlenmenin iptali nedeniyle sona ermesi halinde de artık değer artış payı alacakları yönünden 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı belirlenmiştir.[27]

B.                Medeni Kanun’un 178. Maddesi Gereği 1 Yıllık Zamanaşımı Süresinin Uygulanması Gerektiği Yönündeki Görüşler

 

Türk Hukukunda, 4721 sayılı MK.m.178 ile uyum sağlamak için, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmektedir. Bu görüşlere katılma alacağı kanundan doğan bir alacak hakkı olarak,1 yıllık zamanaşımı süresine bağlıdır ve süre, mal rejiminin sona ermesi ve katılma alacağının varlığını öğrenmeden başlar. Her halde mal rejiminin sona erme tarihinden itibaren 10 yıl içinde kullanılır.[28]

Doktrinde bazı yazarlarca hiçbir ayrım yapılmadan doğrudan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının kanunun sistematiğine aykırı olduğu görüşü vardır.[29] MK.m.178 hükmüne göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı belirtilmektedir. Burada boşanmanın fer’i olan maddi-manevi tazminatlarla nafaka davaları ve eşya davaları değerlendirmeye alınmış olsa da bu hakların dışında her ne sebepten doğarsa doğsun her türlü alacak kural olarak zamanaşımına tabi olduğundan mal rejimlerine yönelik alacakların da belirli süre talep edilmemesi halinde süre bitiminde artık dava edilemeyeceği düşünülmelidir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin katılma alacağından doğan alacak hakkı ile ilgili olarak zamanaşımı hakkında kanunda bir düzenleme bulunmadığına göre bu konuya açıklık getirme zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu durumu açıklığa kavuştururken 6098 sayılı BK.m.153 (818 s.BK.m.132) hükmüne göre eşlerin evlilik süresinde birbirinden olan alacakları için zamanaşımının işlemeyeceği hükmünü göz önünde bulundurmak gerekir. Eşler arasındaki mal rejiminin çeşidi bu hükmün uygulanmasında değişiklik yapmaz. Ancak dönüştürme davası olarak değerlendirilen davaya göre mal ayrılığına geçilmişse ya da eşler başka mal rejimine geçmişlerse katılma alacağı evlilik sırasında da doğar. Ancak dava edilemez. O zaman mal rejiminde zamanaşımını eşler arasında mal rejimi sözleşmesi bulunup bulunmamasına göre değerlendirmek gerekir.

a)                 Eşler Arasında Bir Mal Rejimi Sözleşmesi Varsa Zamanaşımı

Eşler arasında kural mal rejiminin uygulaması asıldır. (Edinilmiş mallara katılma rejimi; 4721 s. MK. m. 202/l; 218-241) Ancak eşler, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi veya mal ortaklığı rejimini seçebilecekleri gibi kanunda öngörülen sınırlar içinde farklı anlaşmalar da yapabilirler.

Türk Medeni Kanunu’nun ve Borçlar Kanunu’nun genel nitelikteki hükümleri, uygun düştüğü ölçüde özel hukuk alanına giren çekişme konusu tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.

Eşler arasında bir mal rejimi sözleşmesi varsa katılma alacağı yönünden zamanaşımı süresi 6098 s.BK.146(818 s.BK.m.125) gereği sözleşmelerden doğan talep haklarının zamanaşımı süresi 10 yıldır.

b)                 Eşler Arasında Bir Mal Rejimi Sözleşmesi Yoksa Zamanaşımı

Eşler arasında bir mal rejimi sözleşmesi yoksa katılma alacağı yönünden zamanaşımı süresi:

(1)                    Bir yıllık süre: Mal rejiminin sona ermesi ve katılma alacağının varlığının öğrenilmesinden itibaren başlar. Eşler arasında mal rejimi sözleşmesi yoksa katılma alacağı yönünden zamanaşımı süresi, mal rejiminin sona ermesi ve katılma alacağının varlığının öğrenilmesinden itibaren 1 yıldır. Eksik katılma alacağında da dava hakkı alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zarar gördüğünü öğrendikleri tarihten başlayarak 1 yıldır. Eksik katılma alacağı davasında hak ihlalinin tam olarak bilinmesine gerek bulunmamaktadır. Katılma alacağında da hak ihlalinin tam olarak bilinmesine de gerek bulunmamaktadır.
(2)                    On yıllık süre: Her durumda mal rejiminin sona ermesinden başlar. Eşler arasında bir mal rejimi sözleşmesi yoksa katılma alacağı yönünden zamanaşımı süresi mal rejiminin sona ermesinden yani evliliğin sona ermesinden başlamak üzere 10 yıldır.

Doğrudan 10 yıllık süre kanunun sistematiğine aykırıdır. Buna ilişkin düzenlemeyi de ele alırsak:

  • Boşanma Sebebiyle Açılacak Davalara Yönelik Düzenlemeye Aykırılık:

Katılma alacağı boşanma davalarının fer’i niteliğinde değildir. 4721 sayılı MK.m.178 hükmüne göre evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasından doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı kuralı bilinmektedir. Burada amaç sona eren evlilik sebebiyle eşlerin arasında açılacak davaların uzun yıllar sonra açılmakla aradaki husumetin sıcak tutulması önlenmek istenmiştir.

 

Boşanma, evliliği olduğu gibi mal rejimini de sonlandıran bir sebeptir. Evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasına rağmen eşlerin yıllar sonra maddi  ya da manevi tazminat ya da ilk kez istenilen yoksulluk nafakası gibi sebeplerle karşı karşıya gelmelerini önlemek isteyen kanun koyucunun katılma alacağı konusunda farklı düşünmesi 4721 sayılı Medeni Kanunun sistematiğine uygun olmayacaktır.

  • Eksik Katılma Alacağına İlişkin Düzenlemeye Aykırılık:

Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zarar gördüğünü öğrendikleri tarihten başlayarak 1 yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer.

 

Eksik katılma alacağı davasında özellikle alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zarar gördüğünü öğrendikleri tarihten başlayarak 1 yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkının düşeceği gözetildiğinde 10 yıllık süre uygulaması fiilen eksik katılma alacağı davasını uygulanamaz duruma getirmektedir.[30]

 

Zamanaşımı süresinin mal rejimi sözleşmesinin yokluğu hiç dikkate alınmadan, eşler arasında bir mal rejimi sözleşmesi yoksa bile kısa süre olmaksızın doğrudan 10 yıl olarak benimsenmesi eşleri yıllar sonra karşı karşıya getirmemektir.

 

Eşlerin yıllar sonra karşı karşıya gelmesinin en önemli sakıncası ise kanıtlamadaki güçlüktür. Zamanaşımının dayandığı esas;

  • Mahkemeleri aradan zaman geçtiği için inceleme zorluğu bulunan eski olaylarla uğraşmaktan kurtarmak,
  • Tarafları delilleri uzun süre saklamaktan kurtarmaktır.

V.                YARGITAY KARARLARININ KONU BAKIMINDAN TASNİFİ

A.                YARGITAY HUKUK GENEL KURUL KARARLARI:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2010/8-231 K. 2010/255 T. 5.5.2010 818/m.125, 126, 132; 4721/m.178, 186, 187, 202, 225, 227, 242; 4722/m.10: Dava; katkı payı alacağı istemine ilişkindir. Söz konusu katkı payı alacağı bakımından, katkı sağlandığı ileri sürülen taşınmazın satın alındığı tarih ile boşanma kararının kesinleştiği tarih arasında, yani evlilik süresince, B.K.’nun 132. maddenin 1.fıkrası 3.bendine göre, zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır. Dolayısıyla, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren on ( 10 ) senelik zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır. Katkı payına ilişkin alacak davasının yasal süresinde açıldığının kabulü gerekir. O halde, Özel Dairenin davacının katkı payı alacağına ilişkin davasının bir ( 1 ) senelik zamanaşımı süresine tabi olduğu yönündeki bozma kararına, yerel mahkemece “davanın B.K.’nun 125. maddesinde öngörülen on ( 10 ) yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu” şeklindeki gerekçe ile direnilmesi yerindedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/8-375 K. 2013/520 T. 17.4.2013;4721/m.178, 231 ;6098/m.146 ;818/m.125;Katkı payı ve katılma alacağı davasında; uyuşmazlık; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğünden sonra edinilen mallar konusunda, evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanması halinde, eşler arasında katılma alacağına ilişkin davalarda zamanaşımı süresinin bir yıl mı, yoksa on yıl mı olduğu; varılacak sonuca göre ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Buna göre, ıslah tarihi olan 11.10.2011 tarihi itibariyle Kanunda öngörülen on yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği kabul edilmelidir. Davacı, davalının katılma alacağına ilişkin ıslahın TMK m. 178 uyarınca bir ( 1 ) yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu yönündeki bozma kararına, yerel mahkemece “davanın on ( 10 ) yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu” şeklindeki gerekçe ile direnmesi, yerinde olup onanmalıdır. Kararda görüleceği gibi gerek davanın açıldığı tarih ve gerekse davanın ıslahı halinde 10 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak davanın süresinde olduğu ve 10 yıllık sürenin uygulanmasının yerinde olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/8-1013 K.2013/816 T.12.6.2013 ;6098/m.146;818/m.125: Katılma alacağında zamanaşımı süresinin 6098 sayılı TBK 146. maddesi ( mülga 818 sayılı BK m. 125 ) uyarınca on ( 10 ) yıl olarak uygulanması gerekir.

B.                YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİNİN KARARLARI:

Yargıtay 2. Hukuk dairesi E. 2006/9383 K. 2007/1228 T. 5.2.2007;4721/m. 178, 225, 231;818/m. 125: Katılma alacağının zamanaşımı konusunda 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda bir hüküm mevcut değildir. Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca; kural olarak alacak davaları on senelik zamanaşımına tabidir. Borçlar Kanununun 125. maddesindeki “bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir” hükmündeki ( her dava ) sözcüklerini “bütün alacaklar” tarzında anlamak gerekir. Zamanaşımının başlangıcı da mal rejiminin sona erdiği tarihtir. (MK.m.225 ) Türk Medeni Kanununun genel nitelikli hükümler kenar başlığını taşıyan 5. maddesi uyarınca Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2007/6331 K. 2008/5733 T. 21.4.2008;4721/m.5, 174, 178, 225;818/m.125: Katkı ve katılma payı alacağının zamanaşımı konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda bir hüküm mevcut değildir. Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca; kural olarak alacak davaları on senelik zamanaşımına tabidir. Borçlar Kanununun 125. maddesindeki “bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir” hükmündeki ( her dava ) sözcüklerini “bütün alacaklar” tarzında anlamak gerekir. Türk Medeni Kanununun genel nitelikli hükümler kenar başlığını taşıyan 5. maddesi uyarınca Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. Olayda, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk dairesi E. 2007/16345 K. 2008/16155 T. 27.11.2008; 4721/m.220/1-2 : Dava, kişisel malların geri alınmasına ilişkindir. Kişisel malların, bu nitelikte oldukları kanıtlanması koşulu ile geri istenebilmesi için mal rejiminin sona ermiş olması gerekmez. Tarafların gösterdikleri delillerin değerlendirilip bu istekler hakkında olumlu olumsuz bir karar vermek gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk dairesi E. 2008/4260 K. 2009/7171 T. 14.4.2009;1086/m.45: Davacının, taşınmaz, araç; ve bankadaki mevduata ilişkin taleplerinin incelenebilmesi için, eşler arasındaki mal rejiminin sona ermiş olması zorunludur, Aralarındaki mal rejimi sona ermeden açıklanan taleplerin esası hakkında hüküm kurulamaz. O halde, davacının, mal rejiminden kaynaklanan taleplerinin boşanma davasından tefrik edilmesi, boşanma davasının sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk dairesi E. 2008/8936 K. 2009/14026 T. 14.7.2009; 4721/m.152,225 : İstek, davalı kadın adına kayıtlı bulunan taşınmazlar ve araca yapılan katkı talebine ilişkindir. Mahkemece yapılacak iş; tarafların dosyaya yansıyan çalışma durumları ve gelirlerini ayrıntılı şekilde tespit etmek, davacının Türk Kanunu Medenisinin 152. maddesinden kaynaklanan eşin ve çocukların iaşe yükümlülüğü de gözetilerek;bilirkişiden davalıya ait taşınmazların alımına davacının gelirinden sağlayabileceği katkının miktarı konusunda görüşünün de alınmak suretiyle taşınmazların alım tarihindeki bedeline, kocanın katkı oranını bulmak ve taşınmazın dava tarihinde belirlenmiş olan değeriyle bulunan oranın çarpımı sonucu davacının katkısını tespit etmekten ibarettir.

Yargıtay 2. Hukuk dairesi E. 2008/8053 K. 2009/14695 T. 22.7.2009; 492/m.30; 4721/m.236: Davacı, davalı ile aralarında geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile tasfiye sonucu hissesine düşecek miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde gösterilen değer tahmini ve harca esas olmak üzere gösterilmiş olup, davacı gösterdiği bu değerle bağlı sayılamaz. Noksan tespit edilen değerler hakkında nispi peşin harç noksanlığının tamamlanmış olması koşuluyla, hakim de, dava dilekçesinde gösterilen tahmini değerle bağlı olmayıp, daha çoğuna karar verebilir. Bu husus isteği aşan hüküm kapsamında değerlendirilmemelidir.

C.                 YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİNİN KARARLARI

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/982 K. 2009/2991 T. 9.6.2009; 4721/m.178,225/2, 227; 818/m.125 : Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesinde belirtilen ve evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden sonra doğan, ancak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılabilecek, mal rejiminden kaynaklanan davalarda, zamanaşımı süresi bir yıldır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/873 K. 2009/2621 T. 26.5.2009; 4721/m. 170, 178, 202/1; 4722/m. 10/1: Davacı, davalı adına kayıtlı bağımsız bölümün alımındaki katkısı nedeniyle davalı eşinden katkı payı alacağı isteğinde bulunmuştur. Taraflar arasında evlilik tarihinden 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bir yıl içinde başka mal rejimini seçmediklerinden sonrasında ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. TMK.nun 178.maddesinde, “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmüne yer verilmiştir. Davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Davanın zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/2732 K. 2009/4320 T. 29.9.2009; 743/m.152, 170; 4721/m. 186: Dava, katkı payı alacağının tahsiline ilişkindir. Mal varlığı, mal ayrılığı döneminde edinildiğinden Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece, tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önünde bulundurularak kişisel harcamaları ve 743 sayılı TKM’nin 152. maddesine göre davalı kocanın aileyi geçindirme yükümlülüğü göz önünde bulundurularak taşınmazın edinme tarihi itibarıyla tarafların yapabilecekleri tasarruf miktarı hesaplandıktan sonra katkı oranlarının belirlenmesi, bundan sonra tespit edilmiş olan oranın taşınmazın belirlenmiş olan dava tarihindeki değeri ile çarpılarak davacının katkı payı alacağının saptanması için bir hukukçu, bir mali müşavir ve bir bankacıdan oluşan bilirkişi kurulundan taraflar, mahkeme ve Yargıtay’ın denetimine açık rapor alınması, ondan sonra esas hakkında karar verilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/2856 K. 2009/4316 T. 29.9.2009; 4721/m.226; 743/m.152: Taraflar başka mal rejimini seçmediklerinden önceki evlilikleri mal ayrılığı rejimine, son evlilikleri ile yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Taşınmaz 743 sayılı TKM’nin yürürlük zamanında edinildiğinden uyuşmazlık Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre, araç ise 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girmesinden sonra edinildiğinden anılan kanun uyarınca çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Araç, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alındığından ve davalı koca kişisel malları ile edindiğini ya da katkıda bulunduğunu kanıtlayamadığından yarı payında davacının hakkının hükmedilmesi doğrudur. Boşanma davasında düzenlenen protokolde davacı “…nafaka ve tazminat talebim yoktur, eşyalarımızı ayırdık, bu konuda bir talebim yoktur…” şeklinde açıklamada bulunmuşsa da bu ifade ile tarafların aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri kabul edilemez.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/2863 K. 2009/4614 T. 6.10.2009; 4721/m.229, 230: Davacı vekili, ev, otomobil ve motosiklet için katılma alacağı isteğinde bulunmuş, ıslah dilekçesiyle de alacak miktarını ıslah etmiştir. Davalı vekili, katılma alacağına konu evin Bankadan alınan kredi ile satın alındığını, ödemelerin halen devam ettiğini bildirmiştir. Tapu kaydındaki açıklamaya, banka evraklarına göre davalının ev alırken banka kredisi kullandığı ve geri ödemesinin boşanma davasının açılmasından sonra da devam ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; eklenecek değerden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere davalı koca adına kayıtlı edinilmiş mal olan evin toplam değerinden bu mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerinden tarafların kazanılmış hakları da göz önünde bulundurularak hüküm kurmaktan ibarettir. Buna göre, mal rejiminin sona erdiği boşanma tarihi itibarıyla dava konusu evin kalan kredi borç miktarının belirlenmesi, evin tasfiye tarihindeki değerinden bu borcun çıkarılması, kalan değer üzerinden istek doğrultusunda karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/2345 K. 2009/5860 T. 7.12.2009; 4721/m.220/2; 818/m.244 : Dava, evlilik birliği içinde mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu zamanda alınan taşınmaza katkı iddiası ile açılan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. Taşınmazdaki eşe ait payın alımında verilen para, eşe yapılan elden bağışlama niteliğindedir. Davalı eşe, karşılıksız kazanma yoluyla gelen bu para, onun kişisel malı olmuştur, kişisel mal üzerinde katkı payı alacağı talebinde bulunamaz. Davacı, ancak bağıştan dönme koşullarının varlığı halinde bağışlananın iadesini isteyebilir. Bağışlamadan dönme koşulları da ileri sürülüp kanıtlanmadığına göre davanın tümü ile reddi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/2870 K. 2009/5842 T. 7.12.2009; 1086/m.74, 75, 76; 4721/m.6, 218, 220, 222, 223, 225, 227, 229,230, 231, 236: Dava, kişisel maldan, ( altın parasından ) edinilmiş mala yapılan katkı nedeniyle doğan değer artış payı ile katılma alacağı isteğine ilişkindir. Davacı altınlarının bozdurularak kooperatif evinin borcunun ödendiğini iddia ettiğine göre bu iddiasını ve altın parasının verildiği tarihi kanıtlamakla yükümlüdür. Bu olgunun kanıtlanması halinde değer artış payı alacağının hesabı için öncelikle paranın verildiği (davacının katkı yaptığı ) tarih itibariyle ve aynı bilirkişiler aracılığıyla taşınmazın sürüm (rayiç) değerinin saptanması, davacının katkı yaptığı tarihteki sürüm değeri ile davacının katkıda bulunduğu miktarın (altın parası) toplamı gözetilerek davacı kadının yaptığı katkının sözü edilen toplam değer içindeki oranının bulunması ve bu oranın tasfiye tarihindeki sürüm değeri ile çarpılarak çıkacak miktarın değer artış payı olarak karar altına alınması gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/4703 K. 2009/6119 T. 15.12.2009 ; 743/m.152; 4721/m.195, 202 : Davacı vekili, evlilik birliği içinde satın alınarak davalı koca adına tescil edilen daire için katkı payı alacağı, araç için ise katılma alacağı isteğinde bulunmuştur. Taraflar 2002 yılından ( 4721 S.K.’nın yürürlüğünden ) önce evlenmiş, 2002 yılından sonra açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava konusu taşınmaz, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu tarihte satın alındığından uyuşmazlık Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, edinme tarihine kadar her iki tarafın tüm gelirleri toplanmalı, kişisel harcamaları ile davalı kocanın aileyi geçindirme yükümlülüğü de göz önünde bulundurularak yapabilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı bulunmalı, sonra davacı kadının tasarruf miktarının toplam tasarruf miktarındaki oranı saptanmalı, bundan sonra da taşınmazın dava tarihindeki değeri ile bu oran çarpılarak davacının katkı payı alacağının belirlenmesi yoluna gidilmesi gerekir. Islah edilen miktar bakımından faizin alacak miktarının tamamı için dava tarihinden başlatılması doğru olmamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/5183 K. 2010/120 T. 19.1.2010; 743/m. 152: Taraflar arasındaki tapu kaydının devrine ilişkin tasarrufun iptali ve katkı payı alacağı davasında, 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler. Dava konusu taşınmazın mal ayrılığı rejiminin uygulandığı döneme ilişkin uyuşmazlıklarında B.K genel hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması gerekir. Buna göre, herkes katkısı oranında taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden alacak hakkına sahiptir. Mahkemece, temyiz edenin kazanılmış hakları ve davalının babasının katkısı da göz önünde bulundurularak evlenme tarihinden taşınmazın edinildiği tarihe kadar olan zaman dilimindeki eşlerin yapabilecekleri tasarruf miktarını bulmak, bundan sonra toplam tasarruf miktarı karşısında eşlerin her birinin tasarruf oranını tespit edip bulunan bu oranı taşınmazın dava tarihindeki değeri ile çarparak her bir eşin katkı payı alacak miktarının saptanması gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/3513 K. 2010/238 T. 25.1.2010; 4721/m.218, 232, 235, 241: Dava, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alınan taşınmazla ilgili mal rejiminin tasfiyesi gereği tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde katılma alacağı isteğine ilişkindir. Davalının evin alımında kullanıldığını iddia ettiği kredinin evin alım tarihinden kısa süre önce çekilmiş olması karşısında davalı tarafından çekilen kredinin dava konusu bağımsız bölümün alımında kullanıldığının kabulü gerekir. Mahkemece yapılacak iş, davalının çektiği kredinin çekildiği tarihten itibaren ödendiği tarihe kadar tüm ödemeleri gösteren belgeleri getirtmek, taşınmazın alındığı tarih ile taraflar arasında boşanma davasının açıldığı tarih arasındaki ödemeleri edinilmiş mal, davanın açılma tarihinden sonraki ödemeleri ise davalının kişisel malı olarak değerlendirmek, taşınmazın karar tarihine en yakın belirlenen değeri dikkate alınarak davacının katılma alacağını uzman bilirkişi veya bilirkişiler kurulundan rapor alınarak belirlemek olmalıdır. Katılma alacağı hesabında tasfiye tarihi boşanma veya mal rejiminin sona erdiği tarih olmayıp, tasfiye veya değer artış payına yönelik açılmış bulunan davanın karar tarihidir. Mahkemece katılma alacağına boşanma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi de doğru değildir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/2361 K. 2009/3908 T. 14.7.2009; 4721/m. 152, 202, 228/1: Dava, evlilik birliği içinde edinilen daire, otomobil ve bankadaki paraya ilişkin katkı payı alacağı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiştir. Ancak, dava dilekçesindeki açıklamalara göre evlilik birliği içinde edinilerek ve davalı adına açılan banka hesaplarında biriktirilen paralar nedeniyle de alacak isteğinde bulunulmasına rağmen, bu konuda bir isteğin olmadığı gerekçesiyle olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir. Ayrıca, davalının, davacı tarafça bağışlandığı yönündeki savunması karşısında kooperatif üyeliği sonucu edinilen dava konusu taşınmazların önceki tapu ve kooperatif kayıtları getirtilerek öncesinin davacıya ait iken davalıya devredilip devredilmediği, devredilmiş ise bunun bağış niteliğinde olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerekir. Bundan sonra bankada biriken para miktarı ve edinme tarihleri de göz önünde bulundurularak tarafların edinme tarihine kadar toplam gelirlerinin hesaplanması, davacı kocanın evin geçiminden sorumlu olduğu da göz önünde bulundurularak gerekirse bilirkişiden edinme tarihi itibarıyla davacı kocanın katkı oranının tespit edilmesi, bu yolla belirlenen oranın önceden belirlenmiş olan dava tarihinde ki değerleri ile çarpılması, bu şekilde davacının katkı payı alacağının hesaplanmasıdır. Tarafların gelirleri hesaplanırken edinme tarihinden sonraki gelirlerinin de dikkate alınması, davacının iddiasında kendisine miras kaldığını ve satarak gelir elde ettiğini belirttiği dava dışı taşınmazın, tapu kaydı ile satış akdine dair resmi senet akit tablosu getirtilip hüküm kurulurken nazara alınmaksızın karar verilmesi de doğru olmamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/6183 K. 2010/429 T. 2.2.2010; 4721/m.152 : Dava, katılma alacağına ilişkindir. Mahkemece yapılacak iş, tarafların iddia ve savunmaları, gelir durumları ve davacının TKM’nin 152. maddesinden kaynaklanan iaşe yükümlülüğü de gözetilerek bilirkişiden davalıya ait taşınmazın edinilmesine sağlayabileceği katkı miktarı konusunda görüşünün de alınması suretiyle taşınmazın edinilme tarihindeki bilirkişi marifetiyle tespit edilecek bedeline davacı kocanın katkı oranını bulmak ve taşınmazın dava tarihinde belirlenmiş değeriyle bulunan oranın çarpımı sonucunda davacının varsa katkısını tespit etmekten ibarettir. Dava konusu taşınmazın daha sonra davalı adına tescil edilmesi sebebiyle gerçek edinme tarihinde yapılan hata sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/6184 K. 2010/435 T. 2.2.2010; 4721/m.152: Dava, katkı payı alacağı istemidir. Evlenme tarihinden fiili ayrılık tarihine kadar geçen dönemde söz konusu kooperatife aidat ödemesi olup olmadığının araştırılması, varsa ödeme tarihleri ve miktarlarının belirlenmesi, bundan sonra tarafların gelir durumları ve davalı kocanın T.M.K.nun 152. maddesinden kaynaklanan iaşe yükümlülüğü de gözetilerek bilirkişiden davacı kadının davaya konu kooperatif hissesine sağlayabileceği katkı miktarı konusunda görüşünün alınması ve ondan sonra uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/948 K. 2010/1424 T. 29.3.2010; 4721/m. 5, 178; 4722/m. 1, 10 ;818/m. 135 : 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden sonra evlilik birliği içinde edinilen mallarla ilgili açılan değer artış payı ve katılma alacağına ilişkin talepler bakımından TMK’nun 178.maddesinde yazılı 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması doğrudur. 743 sayılı TMK’nun yürürlükte olduğu dönemde evlilik birliği içinde edinilen mallarla ilgili eşlerden birinin açtığı katkı payı alacağına ilişkin 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanma şekli Hakkındaki Kanun’un 1 ve10. maddeleri de dikkate alındığında 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanamaz.Eldeki dava, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen iki parça taşınmazla ilgili katkı payı alacağına ilişkindir. Borçlar Kanunu 135. maddesindeki “bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir” hükmündeki ( her dava ) sözcüklerinin “bütün alacaklar” tarzında anlamak gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun genel nitelikteki hükümler kenar başlığını taşıyan 5. maddesi uyarınca Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin bölümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerinde uygulanır. Açıklanan nedenle davanın niteliği itibarıyla olayda 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Mahkemece boşanma kararının kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği dikkate alınarak esasıyla ilgili deliller toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bir yıllık zamanaşımının geçtiği gerekçesi ile yazılı şekilde hükmün kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/281 K. 2010/1764 T. 13.4.2010; 4721/m.225: Davacı vekili, vekil edeninin çalışmaları karşılığında elde edilen gelirlerle evlilik birliği içinde edinilerek davalı eş adına kaydedilen S.S. B. Yapı Kooperatifi … numaralı meskene ait hissenin 1/2 sinin bedelinin edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir. Açılan boşanma davasının reddine ilişkin hükümün kesinleşmesi sebebiyle halen evliliklerini sürdürdükleri belirlendiğine ve bu durumda taraflar arasındaki mal rejimi henüz sona ermediğine, mal rejimi sona ermeden de mal rejiminin tasfiyesine ilişkin böyle bir dava dinlenemeyeceğine göre; mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/7146 K. 2010/2493 T. 11.5.2010; 1086/m.74; 4721/m. 219, 222, 236, 239 : Davacının alacağı “edinilmiş mallara katılma alacağı” niteliğindedir. 1.1.2002 tarihinden önceki dönem için katkı payı alacağı söz konusu olduğunda faizin başlangıç tarihi dava tarihi olmaktadır. Ne var ki, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönem için TMK’nın 239 /son maddesi gereğince faiz başlangıç tarihi için davanın karar tarihi esas alınmaktadır. Ancak, hükmü temyiz eden davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ısrarla faizin ıslah tarihinden itibaren yürütülmesini istediği görülmüştür. Bu bakımdan zorunlu olarak bu tarihin gözetilmesi söz konusudur. Şu halde, HUMK’un 74. maddesi de gözetilerek katılma alacağı için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/6957 K. 2010/2712 T. 24.5.2010; 743/m.170; 1086/m.76; 4721/m.202,222,231,236 : Davacı, davalı adına kayıtlı malvarlığı üzerinde tazminat talebinde bulunmuş ise de yapılan yargılama ve bilirkişi raporu doğrultusunda davalı adına transfer edilen … ABD doları dışında tasfiyeye konut lecek bir malvarlığı tespit edilememiştir. Dava dilekçesi, talebin boşanma dosyasından tefriki sırasındaki mahkemenin nitelemesi, dosya kapsamı ve HUMK’un 76. maddd karşısında davacının, katkı payı bu tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar katılma alacağı isteğinde bulunduğunun kabulü gerekir.Mahkemece ABD doları miktarındaki bu paranın çeşitli bankalarda değerlendirilmesi sonucu elde edilen faiz veya getirişi bulunup bulunmadığı, bu miktann artık değer olarak dikkate alınacak miktarın ne kadar olduğunun uzman bankacı veya mali müşavir bilirkişi veya bilirkişi kuruluna yaptırılacak inceleme ile belirlenmesi, bulunacak bu artık değerin yarısı üzerinde davacının katılma alacağı hakkının olduğu düşünülerek talep de dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/1695 K. 2010/2923 T. 1.6.2010; 4721/m.178, 218, 225, 231, 236, 240, 652: Dava, edinilmiş mallara katılma rejimi nedeniyle doğan edinilmiş mallara katılma alacağı karşılığında murise ait parselde bulunan bağımsız bölüme ilişkin 1/2 pay için mülkiyet hakkının tanınması ve bakiye edinilmiş mallara katılma alacağının tahsili isteğine ilişkindir.Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Mal rejiminin ölüm sebebiyle sona ermesinde 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Mal rejimi ölümle son bulduğundan ve ölen eşe bir kusur yüklenemeyeceğinden, sağ kalan eşe intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. TMK’nın 240. maddesi çerçevesinde iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak edinilmiş mallara katılma alacağının olup olmadığının belirlenmesi, bunun sonucu olarak mülkiyet hakkının tanınıp tanınmaması konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/802 K. 2010/3138 T. 10.6.2010; 743/m.5, 170; 818/m. 125, 132; 4721/m.5, 178, 179, 202, 225: Dava, katkı payı alacağı davasıdır. 743 sayılı TMK.nun 5. maddesi yoluyla BK.nun 125. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Anılan maddede yer alan “her dava” “bütün alacaklar” anlamında kullanılmıştır. Öte yandan Borçlar Kanununun 132/3. bendi uyarınca “nikah ( evlilik ) devam ettiği sürece eşler arasında zamanaşımı işlemediğinden” zamanaşımının başlangıcı; boşanma kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmelidir. Bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar BK.nun 125. maddesinde açıklanan 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmemiştir. Öyle ise mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde tüm taraf delillerinin toplanması ve uyuşmazlığın esası bakımından karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın edinildiğinin ileri sürüldüğü tarih itibariyle uyuşmazlığın 01.01.2002 tarihinden önceye ilişkin olduğu gözden kaçırılarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/1425 K. 2010/3458 T. 24.6.2010; 4721/m.225,229 : Dava; TMK.nun 229 ve devamı maddeleri uyarınca katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece yapılacak iş; taraflar arasındaki derdest boşanma davasına ilişkin dava sonucunun beklenmesi, dava dosyasının bekletici mesele yapılması , boşanma davasının olumsuz sonuçlanması durumunda davanın görülebilirlik koşulu gerçekleşmediğinden şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi, boşanma davasının olumlu sonuçlanması halinde ise hükmün kesinleşmesinin beklenilmesi ve tarafların delilleri toplandıktan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi, davanın görülebilirlik koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi durumunda da karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi dikkate alınarak bir karar verilmelidir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/1855 K. 2010/3896 T. 13.7.2010; 4721/m. 178, 202, 225/2; 743/m. 170; 818/m. 125;5718/m. 59: Dava, 743 sayılı TMK.nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mala yapılan katkı payı alacağına ilişkindir. Zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma kararının kesinleşme tarihinin esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik yoktur. Davacının katkı yaptığını ileri sürdüğü taşınmazın edinme tarihinde eşler arasında mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan; 4721 sayılı Yasanın 178. maddesindeki zamanaşımı süresi eldeki davaya uygulanmayıp, uyuşmazlığın Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözülmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/2294 K. 2010/4679 T. 11.10.2010; 743/m.170; 4721/m.5, 178; 818/m.125: Davacı, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiş mallara ilişkin katkı payı alacağı talebinde bulunmuştur. 743 Sayılı Kanunda, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiş taşınmazlara ilişkin davalar için herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu nedenle TMK’nun “genel nitelikli hükümler” kenar başlığını taşıyan 5. maddesi uyarınca Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine ( BK’nun 125. maddesine ) göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. 4721 Sayılı Kanunun 178. maddesi, 1 Ocak 2002 tarihinden sonra edinilmiş mallara katılma alacağına ilişkin davalar hakkında uygulanır. Dava konusu taşınmaz eski yasa döneminde edinilmiştir. Buna rağmen yerel mahkemece, zamanaşımı uygulamasında hataya düşerek bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/3082 K. 2011/146 T. 20.1.2011; 743/m. 5, 170, 225; 818/m.125; 4721/m. 178,202: Taraflar arasındaki katkı payı alacağı, tapu iptali ve tescil davasında, boşanma hükmünün kesinleştiği tarih itibariyle dava konusu taşınmazların ve hisselerin 1999’dan önce edinildikleri şüphesizdir. Bu durumda 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK’nun 178. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımına ilişkin düzenleme eldeki davaya uygulanamaz. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 743 sayılı TKM’nun 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun her dava için öngördüğü 10 yıllık zamanaşımı süresini öngören 125. maddesindeki düzenlemenin uygulanması gerekir. Mahkemece, boşanma davasının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/6209  K. 2011/1087 T. 1.3.2011;4721/m.5, 178, 179, 202, 225;743/m.170;818/m.66, 125, 132/1-2 : Dava, tapu iptali, tescil ve katkı payı alacağı istemidir. Davacının katkı yaptığını ileri sürdüğü arsanın alımı ve üzerindeki binanın yapım tarihlerinde eşler arasında mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan; 4721 sayılı Yasa’nın 178. maddesindeki zamanaşımı süresi eldeki davaya uygulanmayıp, uyuşmazlığın Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözülmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/4114 K. 2011/2038 T. 11.4.2011; 4721/m.178,225/1; 818/m.125: Eşlerin birlikte ölümüyle katılma rejiminin sona ermesi halinde hangisinin diğerinden önce veya sonra öldüğü belirlenemiyorsa, bunların aynı anda ölmüş oldukları karinesi geçerli olacaktır. ölümle miras edinme ehliyeti ve kişilik son bulduğundan birinin ölümü anında, diğer eş sağ olmadığı için eşler birbirinin mirasçısı veya vasiyet alacaklısı olamayacaktır. Buna karşın eşlerin katılma alacakları miras haklarından ayrı olduğundan katılma rejimi birlikte ölüm karinesi gereğince eşlerin ölümü anında sona erecek, ancak ölümle sona eren katılma rejiminin tasfiyesi sonunda katılma alacağı veya alacakları doğarsa, bu alacak hakları eşlerin kanuni mirasçılarına intikal edecektir. Çünkü aynı anda ölenlerin birlikte ölüm karinesi gereğince birbirlerine mirasçı olamayacakları kural ise de; bu kişilerin her birinin mirası kendi mirasçılarına geçecek, dolayısıyla bu mirasçılar katılma alacağı borçlusu eşin mirasçılarından katılma alacağıyla ilgili miras haklarını talep edebileceklerdir. Birlikte ölen eşlerin mirasçıları varsa katılma alacağına ilişkin haklarını diğer eşin mirasçılarından talep edebileceklerdir. Mal rejiminin ölüm sebebiyle sona ermesi halinde, katkı payı alacağına konu dava konusu taşınmazın hangi mal rejimine tabi olduğu nazara alınmaksızın 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2013/10529 K. 2013/9598 T. 20.6.2013; 4721/m. 179, 202, 225; 743/m. 152; Dava, mal rejiminin tasfiyesi davasıdır. Öncelikle, davaya konu taşınır ve taşınmaz mallar bakımından dava dilekçesinde gösterilen dava değerinin kalem kalem açıklattırılması, hangi uyuşmazlık konusu mal bakımından ne kadar istenildiğinin belirlenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamı ve davalının beyanına göre, her iki tarafın da çalıştığı ve gelir elde ettiği sabit olduğuna göre, davaya konu taşınmazın edinilmesinde davacının katkısının bulunduğunun kabulü gerekir. Tarafların her birinin taşınmazın edinim tarihine kadar ki gelirlerinin belirlenmeye çalışılması, taşınmazın edinildiği tarihteki toplam gelirinden tarafların sosyal statüleriyle konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamalarıyla davalı kocanın evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının belirlenebilmesi için konunun uzmanı hukukçu bilirkişi ve serbest muhasebeci veya mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınması suretiyle davacıyla davalının çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelirle sağlayabilecekleri katkı miktarının ayrı ayrı saptanması, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın taşınmazın dava tarihindeki değeriyle çarpılarak katkı payı alacağının tespit edilmesi gerekir. Mahkemece, davacıya dava dilekçesinde belirtilen eşyaların nelerden ibaret oldukları açıklatılıp, hangilerinin çeyiz eşyası hangilerinin evlilik birliği içerisinde sonradan edinilen eşyalar olduğu belirlendikten sonra, dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesi istenildiğine ve çeyiz eşyaları bakımından mal rejiminin tasfiyesi kapsamında alacak isteğinde bulunulamayacağına göre, evlilik birliğinde edinilen mallar bakımından davacının katkı payı ve katılma alacağının bulunup bulunmadığının yöntemine uygun biçimde araştırılarak karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2013/6141 K. 2013/9974 T. 25.6.2013; 4721/m. 5, 178; 6098/m. 146, 153: Dava, katılma alacağı istemine ilişkindir. TMK.nun 178. maddesinde “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” denmektedir. Mal rejiminin boşanma sebebiyle sona ermesi halinde ise her ne kadar Dairece, bu tür davalarda TMK.nun 178. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu benimsenmiş ise de, Yüksek Yargıtay HGK.’nun kararıyla, edinilmiş mallara katılma rejimi ( katılma alacağı ) bakımından da TMK.nun 5. maddesi yoluyla 6098 Sayılı TBK.nun 146. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüş, Dairece de bu görüş benimsenmiştir. Bu durumda 6098 Sayılı TBK.nun 153/1-2. bentleri ( Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur ) gözetilerek boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren dava tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz geçmediği anlaşıldığına göre işin esasına girilerek talebin niteliği de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2013/485 K. 2013/9861T. 24.6.2013;4721/m. 219,225,239: Dava, eşler arasında katkı payıyla katılma alacağı isteğine ilişkindir.Mahkeme, katılma alacağı istemi yönünden davayı kısmen kabul etmiştir.Öte yandan davacının birleşen davayla faiz istemi de bulunmasına rağmen bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı TMK.nun 239. maddesinin aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür şeklindeki fıkra uyarınca, tasfiye kararla birlikte gerçekleştiğinden belirlenen katılma alacağına karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekir.

Vl.       ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN İŞLEMEYE BAŞLAMA ANI

 

Katılma alacağında zamanaşımı konusunda çözümü gereken diğer ve daha önemli olan sorun bu sürenin işlemeye başlama anı ile ilgilidir. Hukukumuzda zamanaşımı süreleri alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.(818 s.BK.m.128;6098 s.BK.m.149)

 

  1. Edinilmiş mallara katılma rejiminde dava açma süresi ve işlemeye başlaması konusunda tek hüküm 4721 sayılı MK. m. 241’dir:

4721 s.MK.m.241:Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Bu madde ile edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken bir malın veya değerin karşılıksız olarak üçüncü bir kişiye temlik edilmesi halinde, alacaklı eşin veya mirasçılarının borçlu eşten veya terekeden katılma alacağını karşılayamadığı takdirde, karşılıksız kazandırmadan yararlanan kişiye eksik kalan alacağı için rücu hakkını düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrasında alacaklı eşin veya mirasçılarının, karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilere karşı dava açma hakkının süresinin ve işlemeye başlama tarihini ‘haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.’ Şeklindeki ifadeyle hükme bağlamıştır. Buradaki uzun ve kısa süreler hak düşürücü süreler olarak kabul edilmiştir.

 

  1. Sürenin katılma alacağı borçlusu ve terekeye uygulanma durumu: Bu hüküm sadece alacaklı eşin veya mirasçılarının eksik kalan katılma alacaklarının, borçlu eşten karşılıksız kazandırmada bulunan üçüncü kişilere karşı açılacak dava ile sınırlı bir hüküm olup hükmün terekeye veya katılma alacağının borçlusu hakkında uygulamak mümkün olmayacaktır. Ancak hükümdeki kıyas uygulaması kısmı bu hükmün katılma alacağı hakkındaki sürenin işlemeye başlama anın belirlenmesi yönünden uygulamak mümkün olacaktır.
  2. Katılma alacağında zamanaşımı süresinin işlemeye başlama anının ne olduğu hususu: İsviçreli hukukçular bu alacağın ‘muaccel olduğu andan itibaren’ (ab Faelligkeit) katılma alacağı zamanaşımı süresinin işlemeye başladığını; katılma alacağının muaccel olduğu an konusunda ise edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi tarihini kabul etmektedirler. Buna göre katılma alacağı edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye edildiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır. Buradaki tasfiye tarihinden başlayan zamanaşımı başlangıcı bizim usul ve medeni hukuktaki düzenlemeye ve kanunun bu konudaki gerekçesine uygun olmadığı görüşün Türk doktrininde hakimdir. Çünkü bizim hukukumuzda tasfiye ve alacak aynı davada talep edilmektedir. Bunun için de mal rejiminin sona erme hallerine ilişkin düzenlemeyi esas almak gerekir. Bu yüzden m.241’deki 1 ve 5 yıl hak düşürücü süre uygulamasını açılan tasfiye ve katkı alacağı davasının sonuçlanmasına ve böylece mal rejiminin tasfiyesine bağlamak süreyi belirsiz ve uzun yıllara yayma riski taşımaktadır. Çünkü yargılama süresinin sınırlı olmaması ve davaların çok uzun yıllar devam etmesi halinde bu sürelerin bitiminden sonra eksik katılma alacağı yönünden üçüncü kişilere dava açma hakkı tanımak düzenlemenin amacına aykırı olacaktır. Bu fikirler dikkate alındığında tasfiyenin gerekmediği anlaşılacaktır.

 

Evlilik birliği içerisinde, Türkiye’deki mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen malların tasfiyesine dair Avusturya Josefstadt İlçe Mahkemesi’nin Kararının infazının sağlanabilmesi bakımından anılan mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin kararı bulunmaktadır.Avusturya Josefstadt Mahkemesi’nin verdiği boşanma kararı kesinleşmiş ve verildiği ülkede kesin delil ve kesin hüküm olarak kabulü sonucunu doğurabilmekte ise de, kararın Türkiye’de uygulanabilmesi ancak bir tenfiz kararı verilmesi halinde mümkün olabilecektir. ( MÖHUK, m.50).Bu husus eldeki davanın görülebilmesinin ön koşulunu oluşturmaktadır. Çünkü davacı aynı zamanda Türk vatandaşı ise saptanan bu hukuki ve somut olgular karşısında tarafların boşanmalarına dair bulunan yabancı mahkeme kararının yetkili ve görevli Türk Mahkemesi tarafından tenfizine karar verildiği ileri sürülüp kanıtlanmadığı gibi bu konuda açılmış bir dava da söz konusu olmadığı  sürece, davanın görülebilirlik koşulu olan mal rejiminin sona ermesi somut olayda gerçekleşmeyecektir. Yabancı mahkemece, verilen boşanma kararı yetkili Türk Mahkemesince tanıma veya tenfiz kararı verildiği takdirde Türk hukuku bakımından hukuki sonuç doğurur. Yabancı kararla ilgili tanıma veya tenfiz kararı verilmedikçe veya bu yönde açılan dava reddedildiği takdirde o karar Türkiye’de Türk Hukuk Sistemi açısından hukuki sonuç doğurmaz ve taraflar boşanmış sayılmazlar. Tarafların evliliği Türk Hukuku açısından halen devam etmekte olduğuna göre bu şartlar gerçekleşmeden açılan davaların reddine karar verilmesi gerekir.[31]

Önemli olan katılma alacağına sebebiyet veren hukuksal olayın gerçekleşmesinin yeterli olmasıdır. Aynı durum 4721 sayılı MK.m.571 hükmündeki ‘Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.’ Saklı payı zedelenen kişinin açacağı tenkis talebi için işleyecek zamanaşımı süresinin terekenin tasfiyesi şartına bağlanmadığı yönüyle değerlendirmek gerekir. Bu durumu kıyas yoluyla katılma alacağının talebinde uygulanacak zamanaşımı süresinin başlama anı için de uygulamak gerekir. Katılma alacağının 10 yıllık zamanaşımı süresinin edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başladığına ilişkin görüşe karşı çıkan doktrin görüşleri de bulunmaktadır. Ancak bu tartışmaların 6098 sayılı BK.m.146 ve 818 sayılı BK.m.128 hükümlerindeki ‘zamanaşımının süresi borç muaccel olunca başlar’ kuralına dair tartışmalar olduğu ve tenkis talebindeki başlama anı ile ortaya çıkan çelişkinin farkına varmadıklarını düşünmekteyiz.[32] Ancak m.571 hükmündeki; ’Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar.’ Hükmünü de dikkate alarak yorum yapmakta yarar vardır.

Vll.   OLMASI GEREKEN HUKUK AÇISINDAN ÖZEL HÜKÜM GEREĞİ

Çalışmamızın bütünü dikkate alındığında gerek İsviçre ve gerekse Türk Hukuku bakımından, katılma alacaklarının gerek zamanaşımı süresi, gerekse bu sürenin başlama anı bakımından özel hüküm bulundurmaması önemli tartışmalara sebep olmuştur.

4721 sayılı MK. ‘un Eşler arasındaki mal rejimi ile ilgili dördüncü bölüm birinci ayrım olan Genel Hükümler kısmında düzenlenen m.217.’ Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi, borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa, hakim istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar. ‘ hükmüne zamanaşımı süresinin başlama anı ve zamanaşımı süresinin eklenebileceği yönünde görüşler bulunmaktadır. Ancak gerek m.241 ve gerekse m.178’ de düzenlene hususlarda m.217 hükmünün de kıyasen uygulanması mümkün olabilecektir.[33]

Vlll. SONUÇ

Çalışmamızdaki ileri sürülen görüşler ve Yargıtay kararları birlikte ele alındığında katılma alacağında zamanaşımı süresini ve başlama anını şu ayrıma göre yapmak uygun olacaktır:

  1. Eşler arasında mal rejimi sözleşmesinden doğan talep hakları, bir sözleşmeden doğduğundan,818 s. BK.125 ve 6098 s. BK. m.146 hükümlerinde yer alan sözleşmelerden doğan talep haklarının zamanaşımı süresi 10 yıllık süreye tabi olacaktır. 4721 s.MK.m.5’teki yollamadan bu sonuca varılmaktadır. Buna göre, eşler, mal ayrılığı, mal ortaklığı yada paylaşmalı mal ayrılığı rejimini seçtiklerinde, yada katılma rejimiyle ilgili yasada öngörülen konularla sınırlı olarak farklı anlaşmalar yaptıkları takdirde, bunlardan doğacak talep hakları 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır.
  2. Eşler arasında yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olacağından bu rejimin uygulanması da yasanın belirlendiği hükme uygun olduğu ve sözleşme ilişkisi sayıldığından mal rejiminin sona erme anından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır.
  • Edinilmiş mallara katılma rejimine tabi mal ve değerlerin üçüncü kişilere devri halinde üçüncü kişiler sözleşmenin tarafın olmadığından 4721 s.MK.m.178 hükmünde düzenlenen öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her halükarda 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı belirtilmektedir.
  1. Sürelerin başlama anı mal rejiminin yasada belirtilen 4721 s.MK.m.225,’ Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.’ hükmünün lafzına ve gerekçesine uygun olarak mal rejiminin sona erme anından başlar.
  2. Katılma alacaklısı olan eşin, borçlu eş aleyhine dava açması ya da icra takibinde bulunması mümkündür. Bu durum, 818 s.BK.m.132/b.2 ;6098 s.BK.m.153  hükmü gereğince, zaman aşımını kesen sebepler olduğundan dava ve takip devam ettiği sürece, alacaklı eşin hakkı için zamanaşımı kesilmeye devam edecektir.[34]

 

lX.    KAYNAKÇA

  1. Ömer Uğur Gençcan, Mal Rejimleri Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2007
  2. Ömer Uğur Gençcan, Aile Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2011
  3. Ömer Uğur Gençcan, Medeni Hukuk Davaları, Yetkin Yayınları, Ankara 2013
  4. Ali İhsan Özuğur, Mal Rejimleri,7.Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2013
  5. Mahmut Bilgen, Özel Hukukta Zamanaşımı, Adalet Yayınevi, Ankara 2009
  6. Eraslan Özkaya, Özel Hukukta Zamanaşımı Ve Hak Düşürücü Süreler, Seçkin Yayınları, Ankara 2012
  7. Mehmet Erdem, Özel Hukukta Zamanaşımı, Xll Levha, İstanbul 2010
  8. İlhan Helvacı, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Boşanma Nedeniyle Sona Ermesi Halinde Artık Değere Katılma Alacağının Tabi Olacağı Zamanaşımı Süresi Üzerine, Prof. Dr. Rona Serozan’a armağan, C.1,Xll levha ,İstanbul 2010
  9. Ahmet M.Kılıçoğlu, Katılma Alacağında Zamanaşımı ,Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan,C.1,Turhan Kitabevi, Ankara 2010
  10. Şükran Şıpka, Türk Hukukunda Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Ve Uygulamaya İlişkin Sorunlar, Xll Levha, İstanbul 2011
  11. Suat Sarı, Evlilik Birliğinde Yasal Mal Rejimi Olarak Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Beşir Kitabevi, İstanbul 2007
  12. Ali Haydar Yağcıoğlu, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Eşlerin Yasal Alım Hakkı, Güncel Yayınevi, İzmir 2007
  13. Ali İhsan Özuğur, Mal Rejimleri, Seçkin Yayınları, Ankara 2004
  14. Ahmet M. Kılıçoğlu, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi,2.Bası,Turhan Kitabevi, Ankara 2002
  15. Elif Sonsuzoğlu, Medeni Kanunda Mal Rejimi Düzenlemeleri Ve Vergi Hukukundaki Niteliği, Legal Yayınevi, İstanbul 2006
  16. Mustafa Alper Gümüş, Teoride Ve Uygulamada Evliliğin Genel Hükümleri Ve Mal Rejimleri (TMK.m.185-281),Vedat Kitapçılık, İstanbul 2008
  17. Mehmet Akif Tutumlu, Yeni Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Evliliğin Butlanı Boşanma, Ayrılık Sebepleri Ve Boşanmanın Sonuçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2002
  18. Bilal Köseoğlu, Aile Mahkemelerinin İşleyişi, Seçkin Yayınları ,Ankara,2005
  19. İsmail Lale-Özmer Lale, Evlilikte Hukuksal İlişkiler, Adalet Yayınevi, Ankara 2009
  20. Ali Karagülmez-Sami Sezai Ural, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yargılama Usulleri,2.Baskı,Seçkin Yayınları, Ankara 2003
  21. Kazancı İçtihat Bankası (Yargıtay kararları ve mevzuatlar)

 

 

[1] İlhan Helvacı, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Boşanma Nedeniyle Sona Ermesi Halinde Artık Değere Katılma Alacağının Tabi Olacağı Zamanaşımı Süresi Üzerine, Prof. Dr. Rona Serozan’a Armağan, C.1, Xll Levha, İstanbul 2010, S.969-980

[2] A.M. Kılıçoğlu, Edinilmiş mallara katılma rejimi,2.bası,Ankara 2002, s.59;Ömer Uğur Gençcan, Mal Rejimleri Hukuku, Ankara 2007

[3] Şükran Şıpka, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Tasfiyeyi Ve Katılma Alacağını Talep Hakkına İlişkin Zamanaşımı Süreleri, Prof. Dr. Bilge Öztan’a Armağan, Ankara 2008, s.842

[4] Sarı,s.102 vd.; Şıpka, Bilge Öztan’a Armağan,s.842

[5] İlhan Helvacı, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Boşanma Nedeniyle Sona Ermesi Halinde Artık Değere Katılma Alacağının Tabi Olacağı Zamanaşımı Süresi Üzerine, Prof. Dr. Rona Serozan’a Armağan, İstanbul 2010,s. 969-980; Şükran Şıpka, age, s.292

[6] Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2013/2889 K. 2013/3187 T. 11.3.2013;4721/m. 225,227: Dava, katılma alacağı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki evlilik birliği devam ettiğinden, eşler arasında geçerli bulunan edinilmiş mallara katılma rejimi sona ermemiştir. Bu davanın görülebilirlik ön koşulu gerçekleşmemiştir. Davanın reddi gerekir.

[7] Ahmet M. Kılıçoğlu, Katılma Alacağında Zamanaşımı, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan C.1, Turhan Kitabevi, Ankara 2010, s. 1289-1290

[8] Yargıtay 2. Hukuk dairesi E. 2012/6980 K. 2012/26390 T. 7.11.2012; 4721/m. 166/1, 225, 225/2: Dava, boşanma talebine ilişkindir. Davalı kocanın eşini ailesi ile görüştürmediği, annesinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı ve eşini istemediğini söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. Ayrıca, boşanma, mal rejimini sona erdiren sebeplerden biridir. Dava dilekçesinde, mal rejiminin tasfiyesiyle birlikte boşanma istemi de bulunulduğu gözetildiğinde; mal rejimine yönelik davanın ayrılması, boşanma davasının sonucunun bekletici sorun yapılması, boşanma kararı verilip kesinleştiği takdirde talebin incelenebilir hale geleceğinin gözetilerek; eşler arasındaki edinilmiş mallara katılma rejimi boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren sona ereceğinden; istem konusunda inceleme yapılması ve gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar vermek gerekir. Vekalet ücretinin hesaplanması yönünden de hata yapılmıştır.

[9] Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2012/12305 K. 2013/5591 T. 11.4.2013; 6100/m. 23/2; 4721/m. 225,227; 3402/m.Ek.4; 6831/m. 2/b: Davacı gayrimenkullerin ediniminde ve üzerindeki binada hakkı olduğunu bu nedenle belediye kayıtlarındaki malik hanesinin 1/2 hissesinin adına tescilini ve taşınmazların asli zilyetliklerinin kendisine aidiyetine karar verilmesini istemektedir. Yerel mahkeme mal rejimine ilişkin davada boşanma ön koşulu gerçekleşmediğinden görevsizlik kararı vermiştir. Dava konusu gayrimenkuller evlilik birliği içerisinde iktisap edilmişlerdir ve taraflar arasında evlilik birliği devam etmektedir. HMK’nun 23/2. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi sonradan davaya bakacak mahkemeyi bağlamakta ise de; davadaki isteğin nitelendirmesinde hataya düşüldüğü görülmektedir. Davacının talebi çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak 1/2 pay bakımından zilyetliğin ya da mülkiyetin davacıya ait olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerekir. Tarafların dosya arasındaki bilgi ve belgeler ile nüfus kayıtlarına göre evli oldukları ve mal rejimi davasının görülebilirlik ön koşulunun gerçekleşmediği doğrudur. Ancak, isteğin mal rejimi ile ilgisi olmayıp, tamamen taşınmaz üzerindeki mülkiyetin tespitine ilişkindir.Dava dilekçesi ve beyanlar bu yöndedir.Dosya arasında bulunan 1850 ada 4 parsele ait kadastro tutanağının incelenmesinden; 3402 sayılı Kanunun ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında, anılan parselin 6831 sayılı kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ancak eldeki dava nedeniyle fiili kullanıcısı veya kullanıcılarının Mahkemesi’nce tespit edilmesi gerektiğinin açıklandığı saptanmıştır. Bu durumda nizalı taşınmazın 1850 ada 4 parsel olduğunun belirlenmesi halinde, kullanım kadastrosu bakımından da durumun değerlendirilmesi gerekmektedir;Yargıtay 8. Hukuk dairesi E.2012/11076 K.2013/4558 T. 28.3.2013; 4721/m.225: Taraflar arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermekte olup, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı boşanma dava tarihi itibariyle doğar. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi ve tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanma davasının olumlu sonuçlanarak kesinleşmesi gerekir. Taraflar arasında devam eden boşanma davası bulunduğu saptandığından bu boşanma davasının açılmasıyla davacının mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkı doğmuştur. Ancak tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanma davasının sonucunun beklenmesi ve boşanma davasının bekletici mesele yapılarak, boşanma davasının olumlu sonuçlanması ve kesinleşmesi halinde toplanacak delillere göre karar vermek gerekir.

[10] Kılıçoğlu, Katılma Alacağında Zamanaşımı, age,s.1290-1291

[11] Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/873 K. 2009/2621 T. 26.5.2009; 4721/m. 170,178,202/1; 4722/m. 10/1: Davacı, davalı adına kayıtlı bağımsız bölümün alımındaki katkısı nedeniyle davalı eşinden katkı payı alacağı isteğinde bulunmuştur. Taraflar arasında evlilik tarihinden 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bir yıl içinde başka mal rejimini seçmediklerinden sonrasında ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. TMK.nun 178.maddesinde, “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmüne yer verilmiştir. Davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Davanın zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

[12] Kılıçoğlu, Katılma Alacağında Zamanaşımı, age,s.1291

[13] Suat Sarı, Evlilik Birliğinde Yasal Mal Rejimi Olarak Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Beşir Kitabevi, İstanbul 2007,s.104 vd.

[14] Sarı, age, s.104-109

[15] Şükran Şıpka, Türk Hukukunda Edinilmiş Mallara Katılma rejimi ve Uygulamaya İlişkin Sorunlar, Xll Levha, İstanbul 2011,s.289-315

[16] Bilge Öztan, Aile Hukuku, 5. Bası, Ankara 2004

[17] M. A. Gümüş, Teoride ve Uygulamada Evliliğin Genel Hükümleri ve Mal rejimleri (TMK.m.185-281),İstanbul 2008,s.389-391

[18] İzzet Doğan, Açıklamalı-İçtihatlı Türk Medeni Kanunu’nda Zamanaşımı, Hak Düşürücü Süreler,  Hak Ehliyeti Süreleri, Dava Koşulları ve Konularıyla İlgili Yargıtay Kararları, İstanbul 2007

[19] Ömer Uğur Gençcan, Mal Rejimleri Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2007,S.536-541

[20] Mehmet Erdem, Özel Hukukta Zamanaşımı, Xll Levha, İstanbul 2010,s.202-212

[21] Mahmut Bilgen, Özel hukukta Zamanaşımı, Adalet yayınevi, Ankara 2009,s.938-941-947

[22] Ali İhsan Özuğur, Mal rejimleri, 7.Baskı, Seçkin yayınevi, Ankara 2013,s.85-88

[23] Kılıçoğlu, Katılma Alacağında Zamanaşımı, age,s.1289-1298

[24] Özuğur, age, s.85

[25] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/8-375 K. 2013/520 T. 17.4.2013; 4721/m.178, 231; 6098/m.146; 818/m.125: Katkı payı ve katılma alacağı davasında; uyuşmazlık; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğünden sonra edinilen mallar konusunda, evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanması halinde, eşler arasında katılma alacağına ilişkin davalarda zamanaşımı süresinin bir yıl mı, yoksa on yıl mı olduğu; varılacak sonuca göre ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların 1990 yılında evlendikleri, uyuşmazlığın 01.01. 2002 tarihinden sonra edinilen taşınmaz yönünden katılma alacağına ilişkin bulunduğu, 12.12.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlandığı ve boşanma hükmünün 13.10.2008 tarihinde kesinleşmiş bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, ıslah tarihi olan 11.10.2011 tarihi itibariyle Kanunda öngörülen on yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği kabul edilmelidir. Davacı-davalının katılma alacağına ilişkin ıslahın TMK m. 178 uyarınca bir ( 1 ) yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu yönündeki bozma kararına, yerel mahkemece “davanın on ( 10 ) yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu” şeklindeki gerekçe ile direnmesi, yerinde olup onanmalıdır.; Yargıtay 2. Hukuk dairesi E. 2007/15136 K. 2008/14789 T. 10.11.2008; 4721/m.170; 818/m..125;Davacı, evlilik birliği içinde davalıya ait ev ve aracın edinilmesine kendilerine ve çocuklarına daha iyi bir gelecek temin etmek amacıyla katkıda bulunduğu, boşanma sonucu ev ve aracın davalıda kaldığını ileri sürdüğüne, bu nedenle katkısı karşılığı tazminat talep ettiğine göre tazminat isteği evlilik birliğinin devamı sırasında eşler arasında birlikte mal edinme konusunda akdi bir ilişki kurulmuş olduğuna dayalıdır. Eşlerin aralarında mal ayrılığı rejiminin geçerli olması açıklanan nitelikte akdi ilişki kurmalarına engel değildir. Akdi ilişkiden doğan alacak ve akde aykırı hareketler nedeniyle tazminat istekleri de kanunda başka surette bir hüküm mevcut olmadığına göre BK.125 maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Nikah devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin diğeri zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez.

[26] Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2009/982 K. 2009/2991 T. 9.6.2009; 4721/m.178,225/2, 227; 818/m. 125: Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesinde belirtilen ve evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden sonra doğan, ancak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılabilecek, mal rejiminden kaynaklanan davalarda, zamanaşımı süresi bir yıldır.

[27] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/8-375 K. 2013/520 T. 17.4.2013; 4721/m.178, 231; 6098/m.146; 818/m.125: Katkı payı ve katılma alacağı davasında; uyuşmazlık; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğünden sonra edinilen mallar konusunda, evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanması halinde, eşler arasında katılma alacağına ilişkin davalarda zamanaşımı süresinin bir yıl mı, yoksa on yıl mı olduğu; varılacak sonuca göre ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların 1990 yılında evlendikleri, uyuşmazlığın 01.01. 2002 tarihinden sonra edinilen taşınmaz yönünden katılma alacağına ilişkin bulunduğu, 12.12.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlandığı ve boşanma hükmünün 13.10.2008 tarihinde kesinleşmiş bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, ıslah tarihi olan 11.10.2011 tarihi itibariyle Kanunda öngörülen on yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği kabul edilmelidir. Davacı-davalının katılma alacağına ilişkin ıslahın TMK m. 178 uyarınca bir ( 1 ) yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu yönündeki bozma kararına, yerel mahkemece “davanın on ( 10 ) yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu” şeklindeki gerekçe ile direnmesi, yerinde olup onanmalıdır.

[28] Şıpka ,Edinilmiş mallara katılma rejimi,s.239

[29] Gençcan, Mal Rejimleri Hukuku, Yetkin 2007,s.536

[30] Gençcan, age, s.539-540

[31] Yargıtay 8. Hukuk dairesi E. 2010/7122 K. 2011/5363 T. 24.10.2011; 5718/m.50,54

[32]  Kılıçoğlu, Katılma Alacağında Zamanaşımı, age, s.1294-1297

[33] Kılıçoğlu, Katılma Alacağında Zamanaşımı, age, s.1297;Ahmet M. Kılıçoğlu, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi- Tartışmalar, Örnekli Açıklamalar, Tablolar, İlgili Yasa Metinleri, Genişletilmiş. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, S.74-78;Ali İhsan Özuğur, Mal rejimleri, Seçkin yayınları, Ankara 2004,s.58-60;Özuğur,Mal Rejimleri,s.85-88;Şıpka,age,s.239;Helvacı,age,s.979;Erdem,age,s.203-204;Sarı,age,s.251

[34]Kılıçoğlu, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, s.78

Şahin hukuk bürosu osmaniye

1998 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra Osmaniye Barosunda stajımı tamamlayarak aynı ilde ofisimi açtım..

Poyraz İşhanı A Blok K:4 No:14 Merkez/ Osmaniye
0(505) 624 96 03